Ekonomi / 12 ay önce

Tam Yol Geçmişe Dönüş

Salgın dünya ekonomisinin altını üstüne getirdi. Ülkelerin, gelir, değer gibi rakamları neredeyse 30 yıl öncesine döndü. Peki Türkiye’ye ne olacak?
YAYINLANMA ZAMANI: 20 Nisan, 2020
Yayınlayan : Tabikihaber - Editör

Dünya genelinde insanlığı tehdit eden Covid-19 salgınının ekonomilere makro açıdan etkisi ve bu etkilerin kısaca analizini yapmak gerekir. Zira pandemiden sonra oluşacak iklimin nasıl olacağı, küresel ekonomilerin daha önce deneyimlediği bir değişkenlik olmadığı için sonuçlarını ancak ekonomik verilerin kılavuzluğunda tahmin edebilir şeklinde düşünüyorum. Salgınların meydana getirdiği; nitelikli insan gücü kaybı, işsizlik ve yoksulluğun ideolojik değişimlere bile neden olabileceği daha sonra incelenip sunulmaya çalışılacaktır. Ancak şunu özetlemem gerekirse eldeki ekonomik veriler, Türkiye gibi ekonomik kırılganlığı hat safhada olan ülkeler için son derece endişe verici bir durum arz etmektedir. Bu yazımı bu tehlikeye dikkat çekmek için hazırladım.

ABD ekonomisine kuş bakışı...

Geçtiğimiz hafta ABD’de Covid-19 virüsü kaynaklı ölüm sayılarındaki artış ile birlikte, ekonomik verilerin de kötü gelmeye başlamasıyla Korku Endeksi (VIX) ve Dolar Endeksi’nde (DXY) hareketlenmelere neden oldu.
ABD ekonomisi durma noktasına yaklaştı. ​Covid-19 vaka sayısının hızla artması ve ülkenin salgında merkez üssü olması ile ABD'de ekonomik faaliyetler durma noktasında geldi. Geçtiğimiz hafta işsizlik maaşı başvurusu 5 milyon 245 bin oldu ve son 4 haftada başvurular 21 milyonu aştı. ABD’de çalışan sayısının 150 milyon olduğunu düşünürsek 150 milyon çalışandan bu rakamları çıkardığımızda konu çok daha dramatik hale gelmektedir.
Salgının başladığı Mart ayında üretim endeksi; yüzde 5.4'le tahminlerin üzerinde düşmesi, 1946 yılından bu yana en kötü üretim endeks oranı olarak tarihe geçti. ABD'de ekonominin ana damarı olan perakende satışların önceki aya kıyasla %8.7 oranında düşmesi dikkat çeken başka bir gösterge oldu.
ABD tarafından süreci yönetebilmek, küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek içinaçıklanan 350 milyar dolar tutarındaki fon 2 haftada bitti. Kongre ek ekonomik paket için hazırlığa başlamış durumda.



Rusya’da durum kötüleşiyor

​Rusya Devlet Başkanı Putin, ülke ekonomisine dair yaptığı değerlendirmede Covid-19 salgını nedeniyle düşen talebin hem Rusya hem de diğer ülkeler için en hassas sorun olduğuna işaret etti. Putin, “Rusya’daki perakende ticareti nisanda yüzde 35 azaldı. Bu aynı zamanda pazarın ne kadar hızlı bir şekilde küçüldüğünü gösteriyor” şeklindeki açıklaması geleceğe dair önemli bir gösterge niteliğindedir.Öte yandan, Rusya'nın en büyük kamu bankalarından 440 şubeye ve 40 milyar dolar aktif büyüklüğüne sahip olan Otkritie Bank, bono geri ödemelerini gerçekleştiremedi ve "default'a yani temerrüde düştü. Böylece Rus bankası ‘yükümlülüğünü yerine getiremeyen banka’ durumuna gelerek temerrüde düşmesi, 1996 yılındaki Moratoryum Rusyasını hatırlattı.


Çanlar Çin için mi çalıyor?

​Çin Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre 1992 yılından günümüze kadar geçen sürede ilk kez küçülen Çin ekonomisinde, Covid-19 salgının olumsuz etkilerinin sonuçları net bir şekilde ortaya çıkmış oldu.
National Small Business Chamber’ın (NSBC) açıkladığı verilere göre; dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin’de 2020 yılının ilk çeyreğindeki gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) verisi, 2019 yılının dördüncü çeyreğine kıyasla %9.8 seviyesinde düşerek, 20.65 trilyon yuan oldu. Ayrıca mart döneminde yıllık bazda sabit sermayeyatırımları %16.1, sanayi üretimi %1.1 ve perakende satışlar %15.8 oranında azalış gösterdi.

​Bunların yanı sıra Covid-19 tüm dünyayı etkisi altına alırken batı cephesinde salgının sorumlusunun da Çin olduğu yönündeki algıpekişmeye başlaması, çanların Çin için çaldığının net göstergesidir.
*Geçen hafta Fransa Dışişleri Bakanlığı, Çin Büyükelçisini çağırıp, Covid-19
virüsünün Çin tarafından imal edilen biyolojik bir silah olup olmadığı yönünde izahat istemesi,
*Alman gazetesi Bild de Çin'in Almanya'ya virüs nedeniyle borçlu olduğunu yazıp temsili faturasını sunması ve "Hiçbir bir fatura ve hiçbir para virüsten ölen binlerce insanı geri getiremeye yetmez" demesi,
*​İngiltere Dışişleri Bakanı Raab da Çin'in virüsün nasıl ortaya çıktığına ve salgının çok daha önce durdurulma ihtimali olup olmadığına dair zor
soruları yanıtlaması gerekeceğini söylemesi,
*ABD Başkanı Trump’ın Çin ve İran’ın virüsten dolayı ekonomileri
zarar gören ülkelerin kullanacağı IMF kredisinden yararlanmalarını
istemediğini, IMF’yi en fazla fonlayan ülke olarak ABD’nin buna izin
vermeyeceğini ifadetmesi Çin’in önümüzdeki günlerde bir takım yaptırımlar ile muhatap olabileceğini düşündürmektedir.


Ötekileştirmenin olumsuz etkileri kapımızda

​Geçen hafta kapanışı itibarıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK)

beş daimi üyesinin Rusya ve Çin dışındakilerin tümü ve Almanya’nın Çin’e karşı tavır almalarının önem arz ettiği düşünülmektedir. Bilindiği üzere ABD’nin ısrarıyla toplanan OPEC toplantısında Rusya ile S.Arabistan arasında petrol arz miktarı konusunda uzlaşma sağlanmıştı. Bu aşamadan sonra ABD’nin Rusya’yı Çin ve İran ekseninden ayrıştırmaya çabalayacağı, Rusya’nın ekonomisindeki bozulmanın da sert muhalefet etmesinin önüne geçebileceği planlarının yapıldığı değerlendirilebilir. Küresel piyasalarınüretim merkezi ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’in İran ile birlikte ötekileştirilmesinin küresel bazda güvenlik riski doğuracağı akılda bulundurulmalı. Böyle bir riskin özellikle İran’dan ötürü, ülkemizi etkilememesi mümkün değildir.

Dijital para devrede


Her şey yavaşlayıp durma seviyesine yaklaşırken Çin Dijital Paraya Geçme Stratejisine başlıyor. ​Çin’in ulusal dijital parası (DCEP), Çin vatandaşlarına ulaşmaya başlıyor. Dijital para, Mayıs ayındaSuzhou şehrindeki yerel yönetim çalışanlarına verilecek. E-ticaret devi Alibaba’nın geliştirdiği popüler ödeme uygulaması Alipay’in DCEP’in geliştirilmesinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.

30 yılın en düşüğü

Diğer yandan, iki hafta önceki OPEC+ toplantısında petrol arzı kısıtlanması
konusunda anlaşma sağlanmasına rağmen petrol fiyatlarında cılız tepkinin ardından düşüş eğilimi yeniden yaşanmaya başladı. Küresel boyutta etkisi devam eden virüs salgını nedeniyle ekonomilerin durmasının verdiği etki talepte ciddi düşüş yaratırken, fiyatlarda önemli bir yukarı önlü hareketlenme meydana gelmezken; OPEC, ham petrol talebinin otuz yılın en düşük seviyesine gerilemesini bekliyor.

Algı pozitif ama..


Türkiye’ye dönecek olursak;Türkiye’nin Kısa Vadeli (KV) Dış Borç İstatistikleri yayınlandı. ​Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri, Şubat 2020 - Kalan vadesine göre incelendiğinde, Kısa Vadeli DışBorç Stoku 168,48 milyar dolar olduğu görülmekte. Bankalar kaynaklı KV dış borç 78,87 milyar dolar; bankacılık dışı sektörlerin KV dış borcu ise76,87 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Ayrıca ​TCMB reel sektör, finansal sektörtemsilcileri ve profesyonellerden oluşan 60 katılımcıyla gerçekleştirdiği "2020 yılı Nisan ayı Beklenti Anketi"ni yayımladı. Ankete göre;
*Bir önceki anket döneminde yüzde 0,97 olan nisan ayı TÜFE beklentisi, bu anket döneminde yüzde 0,93’e geriledi.
*Mayıs ayı TÜFE beklentisi aynı anket döneminde yüzde 0,70'te sabit kaldı.
*Cari yılsonu TÜFE beklentisi de yüzde 9,98'ten yüzde 9,76'ya geriledi.
*Katılımcıların yıl sonu Dolar/TL beklentisi ise 6,5117'den 6,9277'ye, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 6,6606'dan 7,1104'e yükseldi.
*Döviz ve Yabancı Yatırımcıların Geçen Hafta Türkiye Piyasalarındaki İşlemleri ise;

  • 1 Sene önce %64 olan yabancı payı, 2019 yılı kapanışında %60,9 seviyesindeydi.
  • 10 Nisan itibariyle yabancı payı % 58,32’ye gerilemiş durumda.

Yukarıdaki verilerden de görüldüğü üzere; gerek Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) bazında, gerekse hisse senetleri bazında geçtiğimiz hafta da hem küresel hem de ​Türkiye ölçeğinde algı pozitif olmasına rağmen ülkemizden yabancı sermaye çıkışı devam etti.
Öte yandan, son 1 ayda Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) arasında TL, Dolar karşısında G. Afrika Raundundan sonra -%7.4 oranı ile en yüksek oranda değer kaybeden ikinci para birimi oldu. TL.’yi -%4,6 ile Meksika Pesosu, -%4 ile Brezilya Reali ve -%3,5 ile Hindistan Rupisi takip etti.
Bunun yanı sıra; vurgulanması gereken bir husus daha vardır ki,Türkiye’nin
kırılganlığı artmakta. Geçen hafta 500’lü seviyelerde olan CDS (kredi temerrüt swapı) puanımız hafta kapanışı itibarıyla 604 seviyesine çıkmıştır. Bu, oldukça tedirgin edici bir gösterge.​ Türkiye içinde yer aldığı G20 ülkeleri içinde en yüksek enflasyon ve faiz oranına sahip ülkedir. Bu faktörlerin ülkemizi iç ve dış operasyonel tehditlere açık hale getirilmesi tedirgin edici. Konunun profesyonelleri elbette bu durumu en iyi şekilde analiz edeceklerdir. Ve tabii ki bu durum için birden çok çözüm üretmeliler.