Kültür Sanat / 1 yıl önce

İnsan zihnine tuvalden bakış açısı

İnsan zihnini, içinde taşıdığı kaotik unsurlar ekseninde inceleyen bir bakış açısıyla ele aldığı eserleriyle dikkatleri üzerine çeken Müslüm Teke ile sanat ve kendi serüvenini konuştuk.
YAYINLANMA ZAMANI: 25 Ekim, 2019
Yayınlayan : Tabiki Haber - Editör

İnsan zihnini, içinde taşıdığı kaotik unsurlar ekseninde inceleyen bir bakış açısıyla ele aldığı eserleriyle dikkatleri üzerine çeken Müslüm Teke ile sanat ve kendi serüvenini konuştuk.

Müslüm Bey size biraz tanıyabilir miyiz?

1974 Gaziantep doğdum. 1999 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldum. 2005 yılında Gaziantep Güzel Sanatlar Lisesi'nde başlayan eğitimcilik kariyerime, 2013'ten bu yana ikamet ettiği Adana'da devam etmekteyim.

Eserlerinizin ve sanatsal bakış açınızın temel unsurları nelerdir?

Eserlerimde insanı ve kafasının içindeki; bilinmeyenleri, gel gitleri, karmaşık ruh hallerini, anlamsızlıkları, düşleri, bilinçaltını, bakışları, boşluğu, bazen yalnızlığı, bazense mutluluğu, kararsızlığı ya da tam tersi kararlılığı resmediyorum. Yani insana dair her duyguyu resimlere aktarıyorum. Öyle ki; 24 saat asla yetmiyor. Sürekli olarak bir şeyler üretmek istiyorum bu bana daha çok amaca ulaşmak gibi geliyor.

Sıra dışı portrelerinizde, insan zihnine ve içinde barındırdığı kaotik unsurlara odaklanmaktasınız. Size göre insan zihninin resmi çizilebilir mi?

İnsan zihnini soyut bir kavram olduğundan resmedilmesi de o denli zor. Fakat bir yandan da bir o kadar kolay. Zihin, uzay boşluğu gibidir, sınırı yok. Ama anlamaya çalışmak için resim yapmak anlamaya çalışmanın bana göre en kolay yollarından biri. Bazen küçücük bir mimic, jest, tabloda inanılmaz bir etki bırakır. Buna en iyi örnek; Mona Lisa’dır. İnsanı yüzünü porteyi çizerken resimlerken. Zihninide resimlemiş oluyorum zaten.

Psikolojik resimler bunlara örnek. Hyronomis bosch, 1500’lü yıllarda inanılmaz resimler yapmıştır mesela. Beni her zaman etkilemiştir.

Anadolu insanının yerleşik algısını göz önüne aldığımızda, bulunduğunuz ve üretmeye devam ettiğiniz coğrafya açısından sıra dışı bir ressam olmanız size ne gibi zorluklar veya fırsatlar sunmaktadır?

Şu an Adana’da yaşıyorum. Buradaki coşkunun getirmiş olduğu hislerle resim yapıyorum. Bu şehir bana iyi geldi diyebilirim. Zaten sanat biraz zor olmalı, sancılı olmalı, bazen olmayan şeyleri bulmaya çalışırken, harika resimler çıkıyor. Doğallığı bozulmadan, kolaya kaçmadan. Ulaşılabilirliğin oldukça kolay olduğu bu çağda yaptıklarımla yaşadığım şehrin dışına taşıyorum. Portelerimin sıradışı olması global çaptada oldukça ilgi çekiyor.

Aynı dönemde yaşamak ve öğrencisi olmak istediğiniz usta isimler kimlerdir?

Sanat her dönem etkilemiş ve etkilenmiştir. Tabi ki ben de Carravagıo, Da Vinci, Lautrec, Rembrandt gibi büyük ustalarla aynı dönemde olmayı isterdim. Aslında onlarla aynı dönemde olmanın yanı sıra tam da onların içinde olduğu gibi yaşamımda sadece resim olsun isterdim.

Sanat serüveninizin itici gücü ne idi?

Resme ilgim çok ufak yaşlarda başladı ancak yaşadığım yerde resime ilişkin özel bir kurs yoktu. Bu sebeple tarzım da aslında kendiliğinden oluştu. Çocukken portre ve figür çizmi yapardım. Ama şunu söyleyebilirim ki; sanat serüvenimde en büyük etken çizgi romanlar olmuştur. Çizgi romanları kendi gözümden çok büyük bir keyifle resimlerdim.

İstanbul, ülkemizde sanat piyasasının tartışılmaz merkezi olmaya devam edecek. Bu anlamda İstanbul’dan uzak kalmaya devam edecek misiniz?

Evet haklısınız İstanbul sanatın merkezi. Ancak ulaşım ve iletişim eskisi kadar zor değil. Yani burada üretip orada sergilemekte çok da zor olmuyor. Tabi kesin çizgilerim yok belki ileride İstanbula yerleşebilirim ama asıl önemli olan üretmek.