2 yıl önce

Geleceğin Savaşını Kim Kazanacak?

YAYINLANMA ZAMANI: 17 Mayıs, 2019
Yayınlayan : Tabikihaber - Editör

Yapay zeka konusunda yeni bir ekol olarak ortaya çıkan Fütüristlerin, Gelecek Tasarımcılarının ön görülerini yakından takip ediyorum. Bunun yanı sıra farklı bakış açıları ile ufuk açan Yuhal Harari ve Gerd Leonard gibi isimlerin görüşlerini herkes gibi ben de önemsiyor ve görüşlerine ilişkin notlar alıyorum.

Dünyanın en büyük ekonomi zirvesi olarak kabul edilen' Davos World Economic Form'a konuşmacı olan Harari’nin zirvedeki konuşmasından oldukça etkilenmiştim, Gerd Leonard’ı ise Türkiye’deki bir kongrede dinleme fırsatı buldum. Kitaplarındaki içeriklerden etkilenmemin yanı sıra konuşmalarından bir o kadar hoşnut kaldım ve kendime notlar aldım. Avrupa’ nın en etkin 100 isminin arasında olan Gerd Leonard’ın yapay zeka ve insanlığın yapay zeka ile başa çıkma çözümlerine ilişkin görüşleri oldukça önemli. Leonard’ ı kitabından ve konuşmasından kendime çıkardığım en önemli not şu oldu; "Yapay zekanın kullanıldığı robotlar dünyasında galip gelebilmek için tek çıkış yolu, duygusal zekadır. Bu notumu size yazımın devamında daha da ayrıntılı olarak anlatacağım."

Photo by Pixabay

Bu aşamada kendisini yenileyen ve kendiliğinden öğrenebilen YAPAY ZEKA’nın (kısaca 'YZ' diyelim) nasıl işlediğini ise en iyi analiz eden Harari’ nin bu konuya ilişkin örneklemesini sizlerle paylaşmak istiyorum: "Giderek daha da iyi algoritmalar geliştiriyoruz. Yapay zekâ toplanan verileri bizden daha iyi analiz ediyor. Bu alandaki en büyük vaat de bu zaten. Algoritmalara her şeyi öğretmiyorsunuz artık. Ona sadece verileri sunuyorsunuz; algoritma kendi kendine öğreniyor. Verilerin içinde sizin fark etmediğiniz izlerin o farkına varabiliyor. Örneğin geçen yıl AlphaGo isimli program, Go oyununun dünya şampiyonuyla yaptığı karşılaşmayı kazandı. Herkes bunun Deep Blue isimli bilgisayarın zamanının satranç şampiyonu Garry Kasparov’u mağlup etmesine benzetti. Ama benzemiyor.Neden mi benzemiyor? Çok temel bir fark var çünkü. Deep Blue serisine satranç oynamayı, onu tasarlayanlar öğretmişti. AlphaGo’ya kimse Go öğretmedi. Programcılarının bile anlayamadığı bir tarzda kendi kendine öğrendi."

KENDİ ŞEYTANINIZI YENİN

Yukarıda Harari’nin konuşmasından verdiğim örnek, aslında sadece bir makale gibi okuyup geçebileceğimiz bir konu değil. Bunun derinlerine inmek, durumu doğru analiz etmemiz çok önemli. Go, oyunu çok farklı stratejiler ile oynar ve Go oyuncusu kendisinden daha iyi oynayabilen oyuncular ile oynayarak kendini geliştirir. Hatta bu oyun için denir ki: Kendi şeytanınızla oynayın. Bilgisayarın kendiliğinden Go oyununu öğrenmesini ve usta bir oyuncuyu yenmesini mühim bir örnek olarak görüyorum. Zira robotun insanı yenmesi, insanın kendinden daha iyi bir rakip ile oynayacağı gösteriyor. Go özelinde bakarsak bu da insanlığın gelişimi demektir. Ama burada şu iki soruyu sormalıyız; Hangi insanlığın gelişimi? ve Hangi insanın gelişimi?” İşte tam da bu noktada, soruların üzerinde epeyce düşünmemiz gerekiyor...

Photo by George Becker

Önümüzdeki dönemde YZ, hayatın her aşamasında görmeye şimdiden alışmamız lazım. YZ bunu yapamayacak, şunu düşünemeyecek yaklaşımları safsata olarak görüyorum. YZ yi anlamak için çok acele etmememiz gerekir. Yudkowsy’ ye göre "YZ nin en büyük tehlikesi, insanların onu anladıklarına dair çok çabuk karar vermesidir" diyor. Bu noktada finans sektöründeki gelişim bize çok iyi bir örnek olacaktır. Bankacılık hayatımın başlarında A ülkesinden B ülkesine akredif açarken, para 21 günde gidiyordu. Zamanla bu süre dakikalara, saniyelere ve milisaniyelere indi. Finans sektöründe karşılaştığımız gelişmeler her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da ayak uydurmanın bir o kadar zor olduğunu hepimiz yaşayarak gözlemledik. Bankacılıktan Sermaye Piyasaları'na geçişte adaptasyonum bir iki ayda tamamlandı, Sermaye Piyasası içinde yeni gelişen türev ve çapraz kurlar ile yapılan işlemlere de alışmam biraz zaman almıştı ama yine de adapte olabilmiştik. Günümüzde algoritmik metotlar ile piyasalarda yatırımcılar alım/satım yapıyorlar ve bu şekilde yapılan işlemler ciddi hacimlere ulaştı. Yıllık bazda 15-20 trilyon işlem hacmine sahip Amerikan Borsaları (New York Stock Exchange), yine benzer büyüklükteki Londra Borsası (London Stock Exchange) gibi dünyada işlem hacmi en yüksek olan borsalardaki yıllık işlem hacminin 70%’ine yakınını Algoritmil robotlar oluşturmaktadır.

YZ’nın ne kadar çok kazandırdığını da şöyle basit bir örnekle de görelim; Dünyanın en değerli 3 şirketi; 1 Trilyon USD ile Apple, 894 Milyar USD ile Amazon ve 857 Milyar USD ile Alfapet. Rusların ise yakın zaman önce ürettiği dijital virüsün değeri ise 20 Milyar USD nin üzerinde.Türkiye’nin en iyi markası olan THY’nin toplam değeri ise; 2.42 milyar USD. Buradan da geleceğin zenginleri YZ’ya sahip olan ve onları kullanıma açanlar olacaktır.

Photo by Joey Kyber

EZBERLERDEN KURTULUN

Geçtiğimiz günlerde blok zinciri ve kripto paralar konusunda yeni iş geliştirme projelerine bakıyordum. Bu konuyu anlayabilmem, daha önceki finansal araçları anlamamdan beni daha çok zorladığını fark ettim. Çünkü beynim geçmişin ezberleri ile dolu ve bu ezberler ile dünyada ki algoritmik ve teknolojik değişimi yakalayamıyorum. Ben de geçmişin ezberlerinden kurtularak, anlamaya çalıştım ve kısmen faydalı oldu. Lakin YZ’yi üreten ve kullanan kuşak ile hala tam anlaşabilmiş değilim. Fakat çabalıyorum. Kararlıyım, biraz zaman alacak ama başaracağım (Bu azim de bizim jenerasyonun en temel özelliğidir).

Demek ki geçmişin ezberleri ile hızla gelişen YZ’yi algılamamız çok güç.

Yapay Zeka yalnızca üretimde ya da son tüketicinin cebinde olmayacak aslında en kritik ve de tehlikeli bir nokta olan siyasete de girecek. Bu noktada yine Harari’nin şu sözlerini de örneklemek isterim:

‘’Devletler için görülmemiş bir takip sistemi inşa ediyor. İnsanların her anlamda her adımını kontrol etmeye çalışıyor. Gelecekte bir akıllı bileklik takmaya mecbur bırakılacağız ve işte işler o zaman çok değişecek. Çünkü artık sözler ya da eylemler takip edilmeyecek. Sokakta liderinizin posterini gördüğünüzde ne hissettiğinizi algılayacak ve bu hislerimizi merkeze rapor edecek” Yani gelecekte zihnimizden geçenlerden de sorumlu olacağız...

2050’DE YAPAY ZEKA KORTEKSE KARŞI

Demek ki çok farklı bir dünyaya ya doğru hızla ilerliyoruz. Yazımın başında Gerd Leonard ile ilgili bir not paylaşmıştım, o konuya açıklama getirmek isterim. İnsan genomu düzenlemeleri ve yapay zeka en büyük iki oyuncu ve gelecekte bu iki oyuncunun gelişimden beklenen parasal büyüklük; yaklaşık 2 Trilyon USD. Bu çok ciddi bir rakam. İşte Gerd Leonard’ın beni en çok etkileyen örneklemelerinden biri, “Bilgisayarların 2025 yılına kadar bir insan beyninin işlem hız ve gücünü geçecek, 2050 yılında ise bir bilgisayarın işlem hız ve gücü tüm insanların beyin işlem ve gücüne ulaşarak insanlığı yakalayacak. İşte bu noktada insanın bir farkı olmalı o da beyin korteksi ve korteksi geliştirmek. Bizim YZ ile rekabet ederek daha üstün kalabilmemizin tek farkı korteksimizi geliştirme de olacak. Bilim, bizi organik sınırlarımızdan inorganik sınırlara taşıyacak. 4 milyar yıllık organik yaşamdan akıllı tasarımın şekillendireceği inorganik yaşama sürükleniyoruz. Verinin kimin elinde bulunduğu bu yüzden her zamankinden daha önemli.

Verinin kontrolü bir elit grubun dijital diktatörlüklerden daha radikal yapılar ortaya çıkarmasına yol açabilir. Bu elitler insan bedenine hükmetme yeteneğiyle yaşamın geleceğine karar vermeye yönelebilir.

Bilim, doğal evrim süreçlerini akıllı tasarıma aktarma görevini üstleniyor. Bu tasarım, bulutlardaki Tanrı’nın değil; bulut sistemlerini kullanan IBM, Microsoft gibi şirketlerin aklını temel alıyor.’’

Ray Kurzweil ise konuya ilişkin bir konuşmasında şunları söyledi: "Evrimleşirken Tanrıya yaklaşıyoruz, Evrim manevi bir süreç. Dünyada güzellik, sevgi, yaratıcılık ve zekâ var; bunların hepsi neokorteksen çıkıyor. Öyleyse bizler beynin neokorteksini daha çok geliştirecek ve Tanrıya daha da yaklaşacağız’’

Görüldüğü üzere dünyamız hem fiziksel hem de içerik olarak hızla değişiyor, insanlar ve tüm canlılar farklı bir evrim sürecine giriyor. Önümüzdeki 20 yıl, geçtiğimiz 300 yıldan çok daha hızlı gelişecek ve değişecek. Güzel sanatlar, çevre duyarlılığı ve sevgiye beyin korteksimizde daha çok zaman ayırmalıyız. Teknoloji anlamsız olan bir şeye anlam kazandırmaz. Yaptığımız her ne ise ona anlamı veren bizleriz. Özel yaşamımızda, iş yaşamız da yaşamın her alanında göreceğiz ve buna uyum sağlamalıyız.

Yazılarım bu minvalde devam edecek...

Sevgiler,